İnanılmaz Derecede Hızlı Bir “Karanlık Madde Kasırgası” Dünyaya Doğru Geliyor

Gökbilimcilerin hesaplamalarına göre Güneş Sistemi, çalkantılı bir uzay olayının tam ortasında. Karanlık maddeden oluşan geniş bir “kasırga”, saniyede 500 kilometrelik çılgın bir hızda (310 mps) dönüyor.

Kasırgayı göremeyiz ve hissedemeyiz ancak bu durum karanlık maddenin doğrudan algılanmasının düşündüğümüzden daha yakın olduğu anlamına gelebilir.

Karanlık madde, Evrenin en büyük bilmecelerinden biridir. Karanlık maddeyi asla doğrudan tespit etmedik. Onun tam olarak ne olduğunu bile bilmiyoruz  ancak orada olduğunu biliyoruz. Bunu, gözlemlenebilir kütlenin miktarın göre çok hızlı olan yıldızlar ve galaksilerin hareketlerine dayanarak çıkarabiliriz.

Yani orada bu kozmik hareketleri etkilemek için yerçekimini yaratan başka bir kütle var. Bu hareketlere dayanarak bile, görünmez kütleyi hesaplayabiliriz. “Karanlık madde” bu kütleye verdiğimiz isimdir ve bilim insanları bunu doğrudan tespit etmenin yolları üzerinde çalışmaktadır.

Fizikçiler, muazzam bir karanlık madde fırtınasının ortasında olduğumuzu yıldızların hareketine bakarak anlayabiliyorlar.

Geçen yıl Gaia uydusundan gelen verilerin çözümlenmesi ile, gökbilimciler yıldız akıntısını keşfettiler. Çözülme, yıllar önce Samanyolu tarafından yutulan büyük bir cüce gökada galaksiyi işaret ediyordu.

Samanyolu’nda tespit edilen birkaç yıldız akıntısı vardı. Bilindiği gibi S1, Güneş Sistemi içinde  30.000 yıldızlık yörüngesinde olağandışı bir durumdadır.

Bu kasırga oluşumu cüce gökada ile ilgili olan karanlık maddenin akıntıyla birlikte hareket ettiği anlamına geliyor.

İspanya’daki Zaragoza Üniversitesi’nden teorik fizikçi Ciaran O’Hare, S1’in galaksinin küçük köşesindeki karanlık madde üzerindeki etkisini anlamaya çalışan bir araştırma ekibini yönetmiştir.

S1 akışında akan karanlık maddenin yoğunluğu ve dağılımı için farklı modellere bakmışlar ve daha sonra bu modeller için yeryüzündeki detektörlerimiz tarafından alınabilecek karanlık madde izlerini tahmin etmişlerdir.

Bu potansiyel izlerden biri, WIMP’ler olarak bilinen hipotetik zayıf etkileşimli kütlesel parçacıklar tarafından üretilir. Eğer bu parçacıklar mevcutsa, elektron veya atom çekirdeği ile çarpışmaları yoluyla onları tespit edebilmeliyiz ki bu da Dünya’da geri kalan parçacıkların geri tepmesine neden olacak, sıvı ksenon veya kristal dedektörler tarafından alınabilecek ışık üretebilmelidir.

Ekip, hesaplamalarına dayanarak, bu WIMP dedektörlerinin S1’den herhangi bir etki görme olasılığının bulunmadığını belirtti. a Gelecekteki teknolojinin daha gelişmiş hale gelmesiyle bu mümkün olabilirdi.

Axion dedektörlerinin varsayımına göre kütleler, elektrondan yaklaşık 500 milyon kat daha hafiftirler ve soğuk karanlık maddenin ana bileşeni olabilirler.

Teorik fizikçi Pierre Sikivie’nin hesaplamalarına göre, göremediğimiz bu ultra hafif parçacıklar, güçlü bir manyetik alanın varlığında görebildiğimiz fotonlara dönüştürülebilir.

Araştırmacılar makalelerinde “Karanlık madde bileşeni yeterince soğuksa, S1 akımına en büyük potansiyel duyarlılığa sahiptir” diyor. “Axion kütlesi keşfedildikten sonra, S1’in farklı hız dağılımı, akson güç spektrumundan kolayca çıkarılabilir.”

Axion Dark Matter Deneyi, bildiğimiz kadarıyla bir S1 saptaması yapmadı. Eğer herhangi bir saptama yapılmazsa, gelecekte karanlık madde arayışı için yeni tespit teknolojisini geliştirileceği aşikardır.

Kaynak: http://www.bizsiziz.com/an-incredibly-fast-dark-matter-hurricane-is-blowing-past-earth-right-now/

https://journals.aps.org/prd/abstract/10.1103/PhysRevD.98.103006

Çeviri: Figen Berber

729 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
28 + 10 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.