Himalayalar Eriyor

Himalayalar Eriyor

Yeni yapılan kapsamlı bir çalışma, yükselen sıcaklıklardan kaynaklanan Himalaya buzullarının erimesinin 21. yüzyılın başından beri çarpıcı şekilde hızlandığını gösteriyor. Hindistan, Çin, Nepal ve Butan’da yapılan 40 yıllık uydu gözlemlerini kapsayan analiz, buzulların 2000 yılından beri her yıl dikey bir ayaktan daha fazla buzun yarısını kaybettiğini gösteriyor, bu oran gerçekleşen erime miktarının iki katıdır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin Himalayaların buzullarını bitirdiğine dair en son ve belki de en ikna edici işaret olup Asya bölgesindeki yüz milyonlarca insan için su kaynaklarını tehdit edici bir olay.

Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nden Joshua Maurer: “Buzulların bu hızda erimesi, Himalaya buzullarının bu zaman aralığında ne kadar hızlı erimiş olduğunun ve bu erimedeki nedenlerin en net resmidir.” diyor. Maurer, araştırmada özel olarak hesaplanmamasına rağmen buzulların son dört yılda muazzam kütlelerinin dörtte birini kaybedebileceğini söyledi. Çalışma bu hafta Science Advances dergisinde yayınlandı.

Şu anda yaklaşık 600 milyar ton buz barındıran Himalayalar Dünya’nın “Üçüncü Kutbu” olarak adlandırılıyor. Son zamanlarda yapılan birçok çalışma buzulların boşa harcandığını, bu yıl da dahil olmak üzere mevcut buz örtüsünün üçte ikisinin 2100 yılına kadar eriyebileceğini öngörüyor. Ancak şimdiye kadarki gözlemlerden bazıları kastedilen dönemler, yalnızca bireysel buzullar veya belirli bölgeler için öngördükleri sonuçlar itibariyle geçersiz hükmünü aldı ve kısa sürede sıfırlandı. Bu çalışmalar bazen hem buz kaybının derecesi hem de nedenleriyle ilgili çelişkili sonuçlar vermiştir. Yeni çalışma, erken uydu gözlemlerinden günümüze uzanan bölgedeki verileri sentezliyor. Sentez, erimenin zaman ve mekanda tutarlı olduğunu ve bu durum için yükselen sıcaklıkların suçlu bulunduğunu belirtiyor. Sıcaklıklar bölgeden bölgeye değişiyor. Ancak sıcaklıklar; 2000’den 2016’ya, 1975’den 2000’e göre ortalama 1 santigrat derece (1.8 Fahrenheit derece) daha yüksektir.

Maurer ve meslektaşları batıdan doğuya 2.000 kilometre mesafedeki yaklaşık 650 buzulun uydu görüntülerini inceledi. 20. yüzyıldaki gözlemlerin çoğu, kısa bir süre önce ABD casus uyduları tarafından çekilmiş fotoğrafik görüntülerden oluşuyordu. Araştırmacılar, zamanla birlikte buzulların değişen yükselişlerini gösterebilecek olan 3D modelleri dönüştürmek için otomatik bir sistem oluşturdu. Daha sonra bu görüntüleri, doğrudan uydu değişikliklerini ileten daha sofistike uydulardan gelen 2000 sonrası optik verilerle karşılaştırdı.

1975 – 2000 yılları arasında bölgedeki buzulların, hafif ısınma karşısında her yıl ortalama 0.25 metre (10 inç) buz kaybettiğini buldu. 1990’larda başlayan daha belirgin bir ısınma eğiliminin ardından, 2000 yılında başlayan zarar yıllık yaklaşık 20 metreye (20 inç) çıkmıştır. Maurer, son yıllardaki kayıpların ortalama 8 milyar ton su veya 3.2 milyon olimpik yüzme havuzunun eşdeğeri olduğunu söyledi. Bazı buzul yüzeylerinin yılda 5 metre (16 fit) kadar kaybedildiği daha düşük seviyeler de bulunmaktadır.

Bazı araştırmacılar, sıcaklık dışındaki faktörlerin buzulları etkilediğini savunuyor. Bunlar arasında, bazı bölgelerde sıcaklık azalmaktadır. Ancak diğerlerinde artmakta olan yağışlardaki değişiklikler de bir etkendir. Diğer bir faktör: Asya ülkeleridir. Çok fazla miktarda fosil yakıt yakıp gökyüzüne kurum gönderiliyor. Sonunda, güneş enerjisini emen ve erimeyi hızlandıran bir tabaka ortaya çıkıyor. Maurer, hem kurumun hem de yağışın etkili bir faktör olduğunu kabul ediyor. Ancak bölgenin büyüklüğü ve topografyası nedeniyle etkiler bölgeden bölgeye çok değişkendir. Genel olarak sıcaklık aşırı güçlü bir unsur olmaktadır. Bunu doğrulamak için kendisi ve meslektaşları çalışma süresince yer istasyonlarından sıcaklık verilerini derledi ve ardından gözlemlenen sıcaklık artışlarının üretmesi beklenen erime miktarını hesapladı. Daha sonra bu rakamları gerçekte olanlarla karşılaştırdılar. Durum ise şu: eşleşiyorlar. “Isınma, buz kaybının baskın etkenidir. Durum beklediğimiz gibi görünüyor.”

Himalayalardaki buz kaybı, 1980’lerde sıcaklıkların biraz daha yükselmeye başladığı, üzerinde çok daha fazla çalışılan Avrupa Alplerine benziyor. Alplerdeki buzullar, bu artıştan kısa bir süre sonra erimeye başladı ve o zamandan bu yana hızlı bir şekilde buz kaybı devam etti. Araştırmacılar, Himalayaların Alpler kadar hızlı erimediğini, ancak genel ilerlemenin benzer olduğunu söylüyor. Çalışma Pamir, Hindu Kush veya Tian Shan gibi yüksek dağlık Asya’nın devasa aralıklarını içermiyor, ancak diğer çalışmalar da benzer erimenin devam ettiğini gösteriyor.

800 milyon civarında insan kısmen sulama, hidroelektrik ve içme suyu için Himalaya buzullarının mevsimsel akışına bağlı. Hızlanan erime, sıcak mevsimlerde akıntı şişmesi olarak ortaya çıkıyor. Ancak bilim insanları buzulların kütlelerini yitirmesiyle bunun on yıl içinde azalamayacağını tahmin ediyor. Bunun sonunda da maalesef su kıtlığı yaşanabilir. Bu Mayıs ayında yayınlanan ayrı bir çalışma, yıllık akışın, buzulların erimiş olduğu oranda tekrar doldurulmasından yaklaşık 1.6 kat daha fazla olduğunu tahmin ediyor. Sonuç olarak, birçok yüksek dağ drenajında erimiş su gölleri, doğal kayalık enkaz barajlarının ardında hızla inşa edilmektedir. Bunlar aşağı havzadaki toplulukları potansiyel olarak yıkıcı ve ölümcül patlama selleriyle tehdit ediyor. Everest Dağı’nda bile geri dönüşü başarısız olan uzun süredir kaybedilen dağcı cesetleri izler boyunca buz ve kar erimesinden kaynaklanıyor.

Çalışma: “Dünyanın en yüksek dağlarındaki buzulların bile fosil yakıtların yanması nedeniyle küresel hava sıcaklığı artışlarına tepki verdiğini” gösteriyor. Kuzey Britanya Kolombiyası Üniversitesi’nden coğrafyacı Joseph Shea: “Uzun vadede, bu yoğun nüfuslu bölgede akış zamanlaması ve büyüklüğünde değişikliklere yol açacaktır.” diyor.

Fransa’nın Jeofizik ve Mekansal Oşinografi Araştırmaları Laboratuvarı’nda bir buzul bilimci olan Etienne Berthier: “İklim değişikliği önümüzdeki yıllarda aynı hızda devam ederse [Himalayaların] tükeneceğini gösteriyor” diyor.

Çalışma, Joerg Schaefer ve Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nden Alison Corley ve Utah Üniversitesi’nden Yaz Rupper’ı tarafından yapıldı.

 

Çeviri: Bünyamin TAN

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/06/190619142538.htm

57 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
22 + 25 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.