Gıda ürünlerinde kullanılan palmiye yağı neden risk oluşturuyor?

Gıda ürünlerinde kullanılan palmiye yağı neden risk oluşturuyor?

Süpermarketlerde satılan çok sayıda sıvı yağ var. Ama bunlar arasında bir tanesi var ki, sıvı yağ olarak satın almasak da kullandığımız birçok üründe karşımıza çıkıyor.

Dilimlenmiş hazır ekmeklerde, çikolata, bisküvi, margarin, hazır çorba, pizza, cips vb… Ama bu yağın üretilme tarzı hem insan sağlığına, hem soluduğumuz havaya hem de yabanıl hayata zarar veriyor.

Palmiye yağı, dünyada en fazla kullanılan bitkisel yağ. Bazılarında oldukça yüksek oranlarda olmak üzere pek çok mamul üründe kullanılıyor.

Örneğin Nutella yüzde 22 oranında palmiye yağı içeriyor. Süpermarketlerde satılan ürünlerin yarısında palmiye yağı kullanıldığı tahmin ediliyor.

Bugüne dek farklı isimler altında sıralandığı için bu ürünlerin palmiye yağı içerdiğini bilmiyor olabilirsiniz.

Ancak 2014’te Avrupa Birliği’nde çıkarılan bir yasa, gıda ürünlerinde palmiye yağı kullanan üretici firmaların bunu bu isimle malzeme listesinde göstermesini zorunlu hale getirdi.

Ancak bu kural kozmetik ürünleri için geçerli değil. Bu yüzden şampuandan sabuna ve ruja kadar birçok üründe palmiye yağı kullanıldığını bilmiyor olabilirsiniz.

Palmiye yağının üretici firmalar için bu kadar revaçta bir hammadde olmasının farklı nedenleri var.

Trans yağ içermemesi, erime derecesinin yüksek olması ve üretiminin göreceli olarak çok daha ucuz olması gibi.

Sağlığa zararlı mı?
2017’de Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu’nun (EFSA) Ferrero’nun sevilen markası Nutella başta olmak üzere birçok üründe kullanılan palmiye yağının kanser riskine işaret etmesi, bu bitkisel yağın sağlık ve çevreye olan etkilerini yeniden gündeme taşıdı.

EFSA, palmiye yağının 200 dereceden yüksek ısılarda rafine edilmesi halinde, diğer bitkisel yağlardan daha çok kanserojen madde ortaya çıkarttığını açıkladı.

Palmiye yağı, doğal kırmızı rengini değiştirmek ve kokudan arındırmak için yüksek ısılarda rafine ediliyor.

EFSA’nın yanında Dünya Sağlık Örgütü, BM Gıda ve Tarım Örgütü gibi kuruluşlar palmiye yağındaki GE olarak bilinen kanserojen maddenin arz ettiği tehlikeye dikkat çekmekle birlikte, palmiye yağının tüketilmemesi tavsiyesinde bulunmadı.

Öte yandan bazı araştırmacılar, yüksek doymuş yağ oranı nedeniyle kolestorol seviyesini artırarak, kalp krizi ve felç riskini artırdığını belirtiyor. Isıtılmış palmiye yağının yüksek tansiyona neden olduğu da ifade ediliyor.

Çevreye zararları
Aslında çevre örgütleri en büyük sorunun palmiye yağının kendisinden ziyade, palmiye çiftlikleri olduğunu söylüyor. Palmiye çiftlikleri yağışlı, tropik ormanların olduğu bölgelerde kuruluyor. Bu ormanlar orangutan gibi hayvanların yuvası.

Palmiye çiftliklerine alan açmak için ormanların kesilmesi ve avlanma nedeniyle bu hayvanların bir kısmı nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya.

Örneğin Borneo orangutanları bu tehlike bakımından kırmızı listede yer alıyor.

Tehlikede olanlar sadece hayvanlar da değil. Uluslararası Af Örgütü’nün 2016’da yayınladığı bir rapor, Endonezya’da 8 yaşındaki çocukların bile tehlikeli koşullarda palmiye yağı üretiminde çalıştırıldığını ortaya koymuştu.

Araştırmalar ayrıca palmiye yağı üreten büyük şirketlerle yerel halk arasındaki çatışmalı ortamdan söz ediyordu.

Palmiye yağı üretimi büyük orman yangınlarıyla da ilişkilendiriliyor. 2015’te Singapur’u etkisi altına alan hava kirliliği Endonezya ormanlarındaki yangınlardan kaynaklanmış, kirlilik seviyesi normal düzeyin çok üzerine çıkmıştı.

Öte yandan ormanlık alanların yok edilmesi iklim değişikliğini de olumsuz etkiliyor.

2005-2015 yılları arasında Borneo adasındaki ormansızlaştırmanın yüzde 50’si palmiye çiftliklerinden kaynaklanmıştı.

Peki çözüm ne?
Palmiye yağı kullanımına son vermek en kesin çözüm olabilir. Ancak çevre örgütleri böyle bir boykot çağrısında bulunmuyor.

Çünkü palmiye yağı aslında verimli bir ürün. Daha dar arazi kullanımı ve daha az sayıda zararlı böcek ilaçları kullanılarak daha fazla ürün elde edilebiliyor.

1 ton yağ üretmek için kullanılan arazi bakımından durum şöyle: Palmiye yağı 0,26 hektar, kolza tohumu yağı 1,25 hektar, ayçiçek yağı 1,43 hektar, soya yağı 2 hektar.

Ayçiçek veya soya gibi alternatif ürünlerden aynı miktarda yağ üretmek için daha geniş arazi kullanmak gerekiyor. Bu ise çevreye daha fazla zarar verir.

Ayrıca palmiye yağı üretimi pek çok insan için istihdam kaynağı durumunda. Örneğin Endonezya’da bu sektörde 5 milyon kişinin çalıştığı ifade ediliyor.

Palmiye yağı üreticileri ise çözümü sürdürülebilir üretimde görüyor. Bu çevreye, ormanlara, yabanıl hayata ve insanlara zarar vermeden yapılan üretim anlamına geliyor.

2003’te Sürdürülebilir Palmiye Yağı Grubu adı altında bir araya gelen üreticiler bu fikir ve uygulamayı teşvik etmeye başladı.

2013’te dünyanın en büyük palmiye yağı tedarikçisi Singapur merkezli Wilmar adlı şirket, ormanların kesimi, yangın ve emek sömürüsünü teşvik etmeyen politikalar benimsediğine dair bir bildirge açıkladı.

Ancak çevre örgütleri bu tür hoş sözlerin uygulamaya konmamasından, verilen vaatlerin tutulmamasından, orman kesimi, yabanıl hayatın korunması, sera gazı salınımı konusundaki kaygıların giderilmediğinden şikayetçi.

Palmiye yağı sektöründeki şirketlerin çabalarını olumlu karşılayan Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) bile, bugün üretilen palmiye yağının sadece yüzde 18 kadarının “sürdürülebilir” nitelikte olduğunu ifade ediyor.

Güney Doğu Asya’da palmiye yağı üretimi son 30 yılda büyük artış gösterdi.

Büyük üreticilerin çoğu şimdi de gözlerini Afrika’ya dikti.

Yani, üretim tarzı değişmediği takdirde palmiye yağının verdiği zarar artarak devam edecek görünüyor.

Source:BBC

87 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
30 + 20 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.