Evde Beynimize Elektrik Akımı Vermek İyi Bir Fikir mi?

Öncelikle sorunun cevabını vermek gerekirse, kesinlikle hayır, hem de hiç iyi bir fikir değil. Hatta o kadar kötü bir fikir ki alanda çalışan 40 bilim insanı, olabileceklerden korktukları için 2016 yılında Annals of Neurology[1] dergisinde toplu bir bildiri yayımladılar.

Beynimize elektrik akımı verme fikri nerden çıktı?

Kafatasına bağlanan elektrotlar sayesinde, beynin doğru bölgesinin, doğru akım ile uyarılması yani transkranyel doğru akım uyarımı (transcranial direct current ctimulation – tDCS) bir süredir bilim insanlarının üzerinde çalıştıkları bir alan. Örneğin Avustralyalı bilim insanı Allan Synder’ın geliştirdiği Yaratıcılık Şapkası, tDCS’nin son derece etkileyici bir şekilde uygulandığı ve işe yarayan örneklerden sadece biri. Temelde beynimizdeki sinir hücreleri olan nöronlar, birbirleri ile elektrik sinyalleri üzerinden iletişim kuruyorlar. Buradan yola çıkarak güdülen mantık beyne dışarıdan verilecek cüzi miktarda elektrik akımı sayesinde istediğimiz bölgelerdeki nöronların iletişimini hızlandırıp ya da yoğunlaştırıp, istemediğimiz yerlerdekilerin iletişimini azaltabilmek. Bunun gerçekleşmesi durumunda yaratıcılıktan, istenmeyen hatıraların beyinden silinmesine, depresyondan, konsantrasyona kadar çok geniş bir yelpazede hayatımızı kolaylaştırma imkanımız söz konusu olabilir.

Bilim insanları neden endişelenmeye başladı?

Akademik alanda gerçekleştirilen çalışmalardan çok etkilenen akademi dışındaki insanlar, kendi kendine yap (Do It Yourself – DIY) tDCS cihazları geliştirmeye ve kendilerine uygulamaya başladılar. Üstelik bu cihazların nasıl yapıldığını anlatan videoları, uygulamaları da internete yükleyerek daha da fazla insanı bu konuda cesaretlendirdiler. Maalesef Google’da yapılacak tek bir arama ile bütün bu bilgilere ulaşmak mümkün. İşte bütün bunlar da bu alanda çalışan bilim insanlarını endişelendirmeye başladı ve ilgili bildiriyi yayınladılar.

Neden evde kendi kendimize elektrik akımı vermemeliyiz?

Öncelikle uyarımlar, kullanıcının tahmin ettiğinden çok daha geniş bir alana etki ediyor. Elektrotlar, belli bir beyin işlevini hedefleyerek, belli beyin bölgelerine bağlanıyor ancak verilen akımın etkisi sadece bu alanlarla sınırlı değil. Kendi kendimize böyle bir uyarım gerçekleştirirken, hiç uyarmak istemediğimiz bir beyin bölgesini de harekete geçirebilir ve tahmin edemeyeceğimiz sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Uyarımlar, hali hazırdaki beyin aktivitesi ile de etkileşime geçiyor. tDCS’nin aktif ve pasif olan nöronlar üzerinde farklı etkileri var. Bu sebeple uyarım esnasında yaptıklarımız beynimizin uyarımlardan farklı şekillerde etkilenmesine sebep olabiliyor. Hatta uyarım öncesi ve sonrasında yapılanların bile uyarımın etkisini değiştirebildiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Özetle, farklı günlerde aynı etkiyi yakalayabilmek, tutarlılığı sağlayabilmek bile oldukça güç.

Bazı bilişsel beceriler, diğerlerinin zayıflatılması ya da kaybedilmesi pahasına destekleniyor olabilir. Örneğin 2015 yılında Seller ve arkadaşlarının araştırmasında[2], tDSC ile beynin frontal bölgesine yapılan uyarımlar, katılımcıların IQ’sunda (kalıcı olmayan) bir düşüşe sebep oluyor.

Beyin aktivitesine yapılan müdahaleler, hedeflenenden çok daha uzun süre devam edebilir. Uyarımdan 6 ay sonra bile etkilerinin devam edebileceğine işaret eden araştırmalar söz konusu. Her şeyin iyi gittiği durumda bu uzayan etki son derece umut verici ancak aksi durumlarda da bir o kadar tehlikeli.

tDSC parametrelerindeki küçük değişiklikler, büyük farklara sebep olabilir. Örneğin uygulama süresini 10 dakikadan 20 dakikaya çıkararak, etkiyi ikiye katlamayı hedeflerken tam tersi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Uyarım etkisini kaybedebiliyor ya da aksi yönde bir beyin fonksiyonunu harekete geçirebiliyor.

tDSC’nin farklı insanlar üzerinde farklı etkileri var. Tek bir kişiden alınan bilgilerin değişken ve öngörülemez olması sebebiyle akademik araştırmalardaki sonuçların birçok katılımcı grubunun ortalaması olduğunu unutmamak gerekiyor. Deney katılımcılarının %30’u, uyarımlara diğer katılımcılardan farklı kortikal tepkiler verebiliyorlar. Dolayısıyla bu da aynı parametrelerin herkeste aynı şekilde çalışmayacağının da bir göstergesi.

Fayda/zarar oranı hastalıkları iyileştirmekle, beynin fonksiyonlarını artırmak açısından değerlendirildiğinde birbirinden çok farklı. Örneğin majör depresyon tedavisinde tDCS’nin faydaları, zararlarından daha fazla olduğu için ilgili bilim insanının, hekimin yönlendirmesi ile tercih edilebilir. Ancak mesele enerji seviyemizi yükseltmek ya da stresi azaltmak gibi hali hazırda birçok çözümü olan konular olunca tDCS’nin risklerini yeniden değerlendirmekte fayda var.

Bunlara ek olarak ciltte oluşabilecek yanıklar ve cihazın arızalanması sonucu yaşanabilecek komplikasyonlar da cabası. Sonuç olarak alanda çalışan bilim insanları bile konu ile ilgili böylesine tedirginken, evde beynimize elektrik akımı vermek son derece tehlikeli olabilir ve istenmeyen birçok sonuca yol açabilir. Bilimin çağrısını dinlemekte ve konuyla ilgili araştırmaların ilerlemesini beklemekte fayda var.

Bu yazının kaynağı: Bilimfili.com”Evde Beynimize Elektrik Akımı Vermek İyi Bir Fikir mi? ”

https://bilimfili.com/evde-beynimize-elektrik-akimi-vermek-iyi-bir-fikir-mi/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir