Elektromanyetik Dalgalarla Uzay Zamanda Geçmişi ve Geleceği Görmek

Uzayda bulunan herhangi bir yüklü nokta uzayın niteliğini değiştirir. Yakınında bulunan başka bir nokta bulunduğu yerden alınırsa, bu nokta üzerine etkiyen kuvvet yok olsa da elektrik alan varlığını korumaya devam eder.

Beynimizin yaydığı elektromanyetik dalgaları düşünelim. Beynimiz elektro-kimyasal bir makine. İçeride gerçekleşen elektriksel ve kimyasal olaylar çevreye elektromanyetik saçılım yapar. Ayrıca hepimiz birer yüklü cisimiz. Hepimiz birbirimize elektriksel kuvvet uygularız. Bu elektriksel kuvvet, elektrik alandan kaynaklanır. Bulunduğumuz yerden başka bir yere gitsek de, yanımızda bulunan cisim ya da kişiler de başka yere gitse de manyetik alan hep orada kalır. Manyetik alan o anın bilgisini taşır.

Herhangi bir şey düşündüğümüz anda, beş duyu organı ile algıladığımız her şey, orada (geçmişte) oluşmuş olan manyetik alanın, beynimizdeki manyetik alan ile etkileşime geçmesi ile oluşur. Bu şekilde zamanda geçmiş ile gelecek kalmaz.

Bu olayın devamı da var. O an, bulunduğumuz uzay zaman koordinatına kazınıyor; ancak daha sonraki süreçlerde bu alanlar başka elektromanyetik alanlarla da etkileşime geçiyor, bu durumda alanın enerjisi değişiyor. Bizler zihinsel olarak beyin makinemizi geliştirmiş, yeni donanımlar eklemiş isek daha önceden bulunduğumuz uzay zaman koordinatına şu an ile gidebiliriz. Bu durumda o zamanki kesişim alanımızda bulunan kişi ya da nesnelerin, şu anki enerjisel boyutlarını algılayabiliriz. Bunu bir kısmımız bilinçli, bir kısmımız ise bilinçsiz yapar. Kimi insanlar da psikolojik ya da bilişsel gelişim süreci ile bağlantılı olarak bu cisim ya da kişilerin şu anki enerjisini okuyamaz, yine geçmiş uzay zaman koordinatına takılır.

Temelde olacakları algılayabilmek ya da çevremizdeki insanların yaşadıklarını, yaşayacaklarını tahmin edebilmek bu elektromanyetik alan içinde yolculuk yapabilmekten geçer. Bunun için de kilit nokta, elektromanyetik saçılımları, o düzeye gelerek, konsantrasyon yani yoğunlaşma ile algılayabilmektir. Bu yoğunlaşma aslında, sürekli yaşadığımız mekan(beden) boyutundan çıkıp zaman boyutuna geçmektir. Zaman da geçmiş, şimdi ve gelecek ile iç içe geçmiş olduğundan yoğunlaşma ile bu düzeye erişilebilir.

Vücudumuzun her bir parçası beyinde işlenir. Sadece beş duyu organımızı (ki bunun daha fazlası da var) bile en yüksek performansı ile kullanmak için elimizden geleni yapsak dahi bilişsel algımızda birçok şeyin değiştiğini görürüz. Bunların kullanımını iyileştirme, otomatik olarak beyindeki aktivasyonu arttırıp yoğunlaşmayı güçlendirerek, beynimizin yaydığı elektromanyetik alanı kuvvetlendirecektir.

Her gününüzü tat almanız, duymanız, görmeniz, dokunmanız ve koklamanız üzerine daha farkında olarak yaşamaya başladığınızda birçok şeyin bakış açınızda değiştiğini de göreceksiniz. Olan ile olmayanı ayırt edebilecek, daha öngörülü olacak, zaman ve madde üzerine etki etmeye başlayacak hatta duygu ve düşüncelerinizin bile değiştiğini göreceksiniz.

Bedeninizle yaptığınız her şeyi gerçekten atomlarından başlayıp enerji boyutuna kadar algılamaya çalışın. Bunu gerçekten, isteyerek ve önemseyerek yapın. Hayatınızda ve bakış açınızda nelerin değişmeye başladığını gördükçe siz de kendinize şaşıracaksınız…

Hepimiz, birlikte, yüksek frekanslarla ve çözüm odaklı, iyi niyetlerle ilerlemeye çalıştıkça emin olun bu dünya elbet değişecek. Tüm elektromanyetik alanlar burada ve burada olmaya da devam edecek.  Hep yaşadık ve hep yaşayacağız. Bunu nasıl gerçekleştirmiş olduğumuz ve olacağımız tek değerli nokta…her bir nefesi bunun bilinci ile alıp vermek de yaşamı anlamlandırmakta…o zaman haydi şimdi hep beraber yaşamı anlamlandırmaya…

Meral COŞKUN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
16 + 21 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.