Dünyanın En Kurak Yerine Yağan Yağmur Hayat Değil Ölüm Getirdi

Dünyanın en kurak ve yaşlı çölünde -hayat başka yerlerde olduğu gibi işlemez. Suyu ele alırsaki suyu evrensel olarak yaşam veren bir nimet olarak düşünmeye meyilliyizdir fakat sıcaktan kavrulmuş Şili’nin Atacama Çölü’ne alışılmışın dışında yağan yağmurlar, tam tersi bir durum ortaya çıkardı.

Her şeyden önce suya ihtiyacı olmayan hayatı söndüren ve ölümü getiren bir lanet.

Atacama Çölü’nün merkezi, 15 milyon yıldır hemen hemen kelimenin tam anlamıyla sıcaktan kavrulmuş haldedir ve son 500 yıldır buraya belirgin bir şekilde yağmur yağdığına dair hiçbir kayıt bulunmamaktadır.

Birkaç yıl önce 2015 yılında Mart ve Ağustos aylarında Atacama Çöl’ü akıl almaz seyreklikteki yağmur olayını tecrübe edince, bu durum aniden değişti ve aynı olay geçen Haziran ayında da tekrarladı .

Bu uzun kuraklık sürecinde ve hiper-kurak ekosisteme dayanmak için evrimleşmiş ve aniden üzerlerine ölümcül bir şekilde bastıran yağmurlarla baş edemeyen hayat biçimlerinde bir kırılma oldu.

İspanya Astrobiyoloji Merkezi ve Cornell Üniversitesi’nden , astrobiyolojist Alberto Fairén.” Yağmur Atacama’ya geldiğinde bizler çöle hayat getirecek görkemli çiçek tomurcuklarının oluşacağını umuyorduk.” diyor.

“Onun yerine tam aksini öğrendik, Atacama Çölü ’nün merkezinde yağmurun yerel mikrobiyolojik çeşitliliğin  çoğunluğunun büyük bir yok oluşa sebep olduğunu keşfettik . ”

Yağmur gelmeden önce , çölün merkezi Yungay Bölgesinden alınan toprak örneklerinde 16 çeşit mikrobik türün kanıtları tespit edilmişti.

Issız ve terkedilmiş bir bölgenin karakteristik özelliklerini taşıması itibarıyla, Atacama’nın hayatı desteklemeyen ortamı, hayatın Kızıl Gezegende nasıl bir yol bulabileceğini ya da hayatın nasıl bir yol bulamayacağını araştırmak sebebiyle yapılan çalışmalar için  en yakın analoglardan birisidir.

Sadece tozlu ve kurak olarak bildiğimiz çöl manzarasında, parıltılı su havuzları bırakan ucube yağmur olayını takiben yapılan toprak analizlerinde, Yungay’ın Mikro biyolojik  çeşitliliği  yaşamın çölün diğer kısımlarında da gelişmesine yardımcı olan ve daha önce rapor edilen türlerin tahminen % 75 ila 87’sini yok eden kitlesel yok oluşlara maruz kalmıştır.

Fairén ,hayatta kalan iki Yungay türü  kanıtının en iyi olduğu gerçeğine değinerek “Yağmurdan sonra su göletlerinde sadece 2-4 çeşit mikrobik canlı bulunduk. “diyor.

Bizim vardığımız sonuç : en kurak , yetersiz  ve çok az nemli ortamlara uyum sağlamak  için kendilerini adapte eden mikro organizmaların aniden ve ilk defa bol miktarda suya maruz kalmaları, bu organizmaların ani bir geçişim şoku ile ölmelerine neden olmaktadır.

Bir hücrenin etrafındaki sıvıda çözünen maddeler aniden oluşan konsantrasyonda değiştiğinde geçişim şoku meydana gelir ve bu da suyun hücrenin zarından hızlı bir şekilde hücrenin içine aktığında akut strese neden olur.

Türler, bu hücresel strese karşı farklı savunma yöntemleri geliştirdiler- fakat açıkça  Yungay ’da bulunanlar değil –  Atacama ’ da şimdi sadece 2- 4 tür var .

Bu mikrobiyolojik alın yazısının belirsiz olması gibi, bulgular da insanlar için pozitif bir etkiye sahiptir ve belli bir bölgeye ait mikrobik canlıların aynı derecede çorak yabancı dünyalarda nasıl hayatta kalabileceklerine dair yeni ve değerli bilgiler sunmaktadırlar.

“Bizim Atacama çalışmamızdan çıkan sonuç : Mars’ta sıvı suyun devir daim etmesi, eğer önceden hayat var olduysa , Mars yaşamının ortadan kalkmasına katkıda bulunmuş olabilir ,” diyor Fairén. Bir fırsat sunmak yerine ,istenen olay bölgeye ait mikrobik hayatın yeniden güçlükleri yenerek yeşermesidir.”

Kaynak: https://www.sciencealert.com/when-rainfall-kissed-the-driest-desert-on-earth-it-was-literally-the-kiss-of-death?fbclid=IwAR0cC8IHuEIeW0iYokv5oLZScK8JswNycM5Ht9BM8WGkXXZ59-u82pR_2M8

Çeviri: İbrahim Özkaraca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
10 + 11 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.