Dünya’nın Atmosferi Düşündüğümüzden Daha Büyük Hatta Ay’ın Atmosferine Kadar Uzanıyor

İnsanlar olarak bazı şeylere sınırlar koymaktan hoşlanırız.  Örneğin, Dünya’nın atmosferi ve uzay arasındaki sınır çizgisi, yani havacılığın sona erdiği sadece astronotların gideceği nokta 100 kilometre (62 mil) rakım olarak kabul edilir.

Ancak Dünya’nın atmosferi bundan çok daha karmaşıktır. Araştırmacılar bu sınırın düşündüğümüzden daha büyük olduğunu keşfettiler. Hatta bu alan aya kadar uzanabiliyor.

Yapılan son araştırmaya göre Dünya’yı saran gaz tabakası 630 bin kilometreye veya gezegenimizin çapının 50 katına ulaşıyor.

Bölge, exosphere adı verilen atmosferik bir katmanın parçası olan jeokorona olarak adlandırılır. Bu katman ultraviyole ışığında parlayan, nötr bir hidrojen bulutudur.

Katman çok ince olduğu için ölçülmesi oldukça zor; daha önce, üst sınırının Dünya’dan yaklaşık 200.000 kilometre (124.000 mil) uzakta olduğu düşünülmüştü çünkü bu güneş ışınım basıncının Dünya’nın yerçekimini geçersiz kılacağı noktaydı.

Bilim insanlarının buldukları jeokorona 630.000 kilometreye (391.000 mil) kadar uzanıyor.Bu, uydumuzun atmosferi sarmaladığı anlamına gelir.

Aslında, 384.400 kilometrelik (238.855 mil) ortalama bir mesafede, tam ortasındaki bir patlama olmuştu.

Daha da şaşırtıcı kılan, SOHO’nun bu gözlemleri yirmi yıl önce, 1996 ve 1998 yılları arasında yapmasıydı.

Okumalar, özellikle Lyman-alfa fotonları olarak adlandırılan hidrojen atomlarından uzak-ultraviyole emisyonlarını ölçmek için tasarlanmış hassas bir ekipman olan, gözlemevinin SWAN cihazını kullanarak jeokobayı haritalandırmak için yapılmıştır.

Bunları Dünya’dan göremiyoruz – atmosferin iç katmanları tarafından emiliyorlar – bu yüzden onları aramak için uzayda araçlara ihtiyacımız var. Örneğin Apollo 16 astronotları, 1972’de hala içlerinde olduklarını bile bilmeden jeokorona ait fotoğraflarını çekebildiler.

SWAN cihazı, jeokorona gelen ışığı seçerek ölçerek uzayda dışarıdaki Lyman-alfa emisyonlarını filtreleyebilir ve bu da daha doğru haritalama yapılmasını sağlar.

Gündüzleri, hidrojen atomları güneş ışığı tarafından sıkıştırılır, böylelikle santimetreküp başına 70 atom yoğunluğuyla oluşur, ay yörüngesinde 0,2 atoma kadar incelir.

Gece olduğunda, hidrojen yoğunluğu güneş radyasyonu basıncı nedeniyle daha yüksektir.

Hidrojen atomları ultraviyole ışınımı saçarken,bu  miktar özellikle de Güneş tarafından dışarı atılan büyük miktarlarla karşılaştırıldığında önemsizdir ve bu da astronotlar için tehlikeli bir radyasyon ortamı oluşturur.

Bu nedenle, jeokorona tam olarak, uzay araştırması için fazla bir fark yaratmayacak.

Bulgunun anlamı, jeokorona içindeki herhangi bir uzay teleskobunun derin uzay gözlemleri için Lyman-alfa taban hatlarını ayarlamasına ihtiyaç duyması gerektiğidir.

Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nin (CNRS) astronomu Jean-Loup Bertaux ve “Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden (CNRS) gökbilimci“ Gökyüzünü ultraviyole dalga boylarında gözlemleyen uzay teleskopları, yıldızları ve galaksilerin kimyasal bileşimini incelemek zorunda kalacaktı ” dedi.

Bu, hiçbir insanın aslında Dünya’nın atmosferinin dışında olmadığı anlamına gelir.

Kaynak: http://www.bizsiziz.com/earths-atmosphere-is-bigger-than-we-thought-it-actually-goes-past-the-moon/

https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/epdf/10.1029/2018JA026136?referrer_access_token=Cm6s3_w3xeMeiDFvo1HnYsOuACxIJX3yJRZRu4P4ersfK_XR0y_pe4c2mODWTr2DrUxJ7w9qsmMabXOJ3nAZvLSe-dRJChNz7_Pn6t-iGqQMJek_FwvhTtdMGqWsuVXa&

Çeviri: Figen Berber

132 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
3 + 28 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.