Donmuş Topraklardaki Antik Dünya’nın Yaşam Formları Yeniden Uyanıyor

Yaklaşık 1550 yılından 1850 yılına kadar olan, Kuzey Kutbunda süper buz kütlelerinin oluşmasına neden olan ani soğuma ile birlikte gelen dönem küçük buz çağı olarak adlandırılır. Bu dönemde, Kanada ’nın Ellesmere Adasındaki Gözyaşı Buzulu  genişleyerek  üzerinde bulunduğu kara parçasındaki yosun kaplı alanları yutmuştur.

1850’den bu yana , yaklaşık 30  metre kalınlığında bir buz tabakasının altındaki tabaka donmuş olarak kaldı, bu sürede insan antibiyotiği keşfetti  ,ayı ziyaret etti ve 2 trilyon ton fosil yakıt yaktı.

Yüzyıllar sonra  , bir çeşit kara yosunu olan yapraklı kara yosunu , biyolog  Catherine La Farge  sayesinde  Gözyaşı Buzulunun altından çıkartılınca yeniden gün ışığına kavuştu.

İklim değişikliği hikayeleri çoğunlukla  dünyanın ekolojik sisteminin kırılganlığına dikkat çekmektedir . Birleşmiş Milletlerin gezegenimizdeki bir milyondan fazla bitki ve hayvan çeşitliliğinin yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıklaması ile manzara daha da ürkütücü bir hal almaktadır.

Ancak birkaç istisnai tür için, buzulların çözülmesi ve  kutuplardaki donmuş toprak , konuya başka bir açıdan bakmak gerekliliğini  ortaya çıkartmaktadır   – ortaya çıkan ise şaşırtıcı bir biyolojik dayanıklılıktır.

Araştırmacılar ısınan Kuzey Kutbu’ndaki  binlerce yıl boyunca donmuş ve ölü kabul edilen organizmaları yeniden keşfediyorlar. Bu buzul çağı zombileri basit bakterilerden çok hücreli hayvanlara kadar çeşitlilik göstermektedir ve dayanıklılıkları bilim insanlarının ‘hayatta kalmanın ne anlama geldiği kavramını ’ yeniden değerlendirmeleri gerekliliğini ortaya koymaktadır  .

Yosunlar konusunda araştırma yapan Alberta Üniversitesi’nden La Farge “Toprak altında yüzyıllarca gömülü olan şeyin yeniden yaşama dönebileceğine inanamazsınız ,” dedi.

2009’da La Farge ’ın ekibi, incelen buzulların görünür kıldığı kararmış bitki maddelerini toplamak için Gözyaşı Buzulu ’nun sınırını araştırdılar. Amaçları, uzun zaman önce adanın ekosisteminin temelini oluşturan bitki örtüsünü belgelemekti.

La Farge ,topladıkları asırlık yosunlar hakkında  “Topladığımız malzeme ölü sayılır .Fakat yeşil dokuları görünce bunun oldukça sıra dışı olduğunu düşündüm  ,” dedi

La Farge ,merak uyandıran bol miktardaki bu örnekleri , Edmonton ’daki  aydınlık , ılık  laboratuvarında besin bakımından zengin topraklarla harmanladı .Örneklerin hemen hemen üçte biri yeni sürgünler verdi.La Farge “Sevinçten havaya uçtuk ,” dedi .

Örneklerin üçte ikisi ise donmuş olmanın etkisinden dolayı hastalık belirtisi gösterdi.

Buz içinde yaşama tutunmak kolay değil . Pürüzlü buz kristalleri hücre zarlarını ve diğer hayati biyolojik mekanizmaları parçalayabiliyor. Yeni bir neslin başlaması için,  pek çok bitki ve hayvanın neslinin devam etmesi için gereken tohumları veya yumurtaları  kış başladığında soğuk algınlığına yenik düşüyor.

Yosunlar daha fazla zorluğa göğüs germek zorunda kalırlar .Sıcaklıklar düştüğünde, dokularındaki buz oluşumu tehlikesini ortadan kaldıran bir savunma kalkanı  oluştururlar. Bitkinin bazı kısımlarında hasara devam ederse, bazı hücreler insan embriyosundaki kök hücrelere benzer şekilde tam bir yosun içeren çeşitli doku tiplerine bölünebilir ve ayrılabilirler.

Doğal Çevre Araştırma Konseyi’nin bir parçası olan Birleşik Krallık Ulusal Antarktika Operasyonu çalışanlarından ekolojist Peter Convey , “Bu hayatta kalabilme  sayesinde uzun dönem buzda kalsalar da , yosunlar diğer bitkilere oranla hayata daha rahat tutunabilirler ,”  dedi .

La Farge’ın Kanada ’da yosunların canlandırılması çalışması üzerine , Convey’in takımı da  Güney Kutbunda yaklaşık bir metre  donmuş toprak altında gömülü 1,500 yıllık yosunu canlandırdıklarını açıkladı.

Convey , “Donmuş toprak ortamı çok dengeli ve sabittir,” dedi ve toprağın sürekli donmuş halde olması , yosunu, yıllık donma-çözülme döngülerinden  veya DNA’ya zarar veren radyasyon gibi yüzey seviyesindeki gerilimlerden izole edebileceğini belirtti .

Asırlık yosunların yeniden yeşererek canlanması , buzulların ve donmuş toprağın  çok hücreli yaşam için yalnızca toprak altında gömülmek değil , bunun yerine canlıların yıllarca donmuş olarak kalmalarına dayanmasına yardımcı olabileceğini de göstermektedir. Ve insan kaynaklı ısınma, Kuzey Kutbu ve Antarktika’daki buz örtüsünü eritmeye  başladığında, onu buzdan canlı çıkaran sistem , yeniden yeşeren kutupsal ekosisteme hakim olmaya hazırlanıyor.

Convey, eriyen buzun kara yüzeylerini açığa çıkarmasıyla,  genellikle  rüzgarlarla uzun mesafelerden taşınan sporlar yoluyla yeni ortaya çıkan arazilerde bitkilerin yeniden büyüyerek o arazileri kaplamaya başladıklarını  açıkladı. Bu yayılma ve araziler üzerindeki dağılım yavaş, çoğu zaman on yıllarca sürmektedir.

Kara yosunlarının bir çoğu ekibi tarafından keşfedilen Convey , “Ancak , bir şey yerinde kalabildiğinde hayata tutunabilmektedir  ve  bu  , yeniden o bölgede yayılabilme sürecini hızlandırabilir .”dedi.

La Farge ve Convey tarafından keşfedilen yaşlı yosunlar ilgi çekici olmakla birlikte, buzul çağından hayatta kalan bir gurup ise bunun daha ötesinde dikkate değer ilgiyi hak etmekte.

Tennessee Üniversitesi’nde  mikrobiyolog olan  ve antik mikroplar konusunda yeterli deneyime sahip Vishnivetskaya,  uzun yıllardan beri buzda gelişmiş olan tek hücreli organizmaların bulunduğu alanları haritalamak için Sibirya’da donmuş toprakların derinliklerine inerek araştırma yapmakta.

Vishnivetskaya,  laboratuvarda  milyonlarca yıllık bakterileri hayata döndürdü. “Bugün soğuk ortamlarda bulabileceğiniz bakterilere çok benziyorlar” dediler.

Geçen yıl  Vishnivetskaya’nın ekibi   , beyin ve sinir sistemi ile ilgili  “tesadüfen bir buluş” yaptıklarını duyurdular. Bu, bilim adamlarının aşırı dayanıklılık anlayışını  alt üst etti.

Her zamanki gibi , araştırmacılar bin yıl donmuş toprakta  sıkışıp kaldıktan sonra yaşayabileceklerini düşündükleri  tek yaşam formu olan tek hücreli organizmaları araştırıyorlardı .Donmuş malzemeyi oda sıcaklığındaki laboratuvarlarındaki deney tabaklarına koydular ve çok şaşırtıcı bir sonuç ile karşılaştılar .

Cılız bakteriler ve amipler arasında hantal ve uzun, bir ucunda baş, diğer ucunda anüs olan   parçalanmış solucanlar vardı. –iplik kurtları .

Vishnivetskaya “Elbette çok şaşırdık ve heyecanlandık ,”dedi. Yarım milimetre uzunluğa bakarak, Vishnivetskaya ya da başka birisinin çok şaşıracağı  bu zaman kadar hiç incelenmeyen, şimdiye kadar yaşamış  , uzun bir derin donma sürecinden sonra yaşama geri dönen iplik kurtları  ,  en karmaşık canlılardı .

Bir iplik kurdunun 41.000 yaşında olduğunu tahmin etmekte  ,şimdiye kadar keşfedilen en yaşlı canlı hayvan. Bu solucan, Neandertallerin ayaklarının altındaki topraklarda kaldı ve adeta günümüz insanlarıyla Vishnivetskaya’nın yüksek teknoloji laboratuvarında buluşmak için hayata tutundu.

Uzmanlar, kıl kurtlarının donmuş toprakta sıkışıp kalması durumunda  bin yıllara dayanacak kadar donanımlı olduğunu öne sürmekteler.

Vishnivetskaya’nın ekibine dahil olmayan Belçika’nın Gentbrugge kentindeki Extreme Life Isyensya’da bir iplik kurdu araştırmacısı olan Gaetan Borgonie ,“Bu böcekler hemen hemen her durumda hayatta kalıyor ,” dedi ve  iplik kurtlarının dünyanın hemen hemen  her bölgesinde yaygın olduklarını ekledi.

Borgonie, yer yüzeyinin iki mil altında  , Güney Afrika’daki maden ocaklarında ,  yetersiz oksijen ve yanma ısısı ile ısınmış sıcaklıktaki ortamlarda da iplik kurtları topluluklarına rastladı.

Çevresel koşullar kötüleştiğinde, bazı iplik kurdu türleri, dauer aşaması adı verilen bir süreç içinde bulunurlar, bu da beslenmeyi önler ve onları aşırı koşullardan koruyan koruyucu bir kalkan oluşturur.

Vishnivetskaya,  ekibinin donmuş topraktan çıkardığı iplik kurtlarının dauer  aşamasındaki bu süreçten  geçip geçmediğinden emin değil. Ancak, iplik kurtlarının , eğer dondurulmuş olarak kalsalar  , teorik olarak süresiz olarak hayatta kalabileceklerini öne sürdü. Ve  “Hücreleri sağlam kalırsa, bu sonsuza kadar  sürebilir, ”dedi.

Borgonie de bu fikre katılıyor. Pleistosen yaşlı iplik kurtları bulgusunun “büyük bir sürpriz” olduğunu kabul ederek , “41.000 yıl yaşadılarsa, üst sınırın ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.” dedi.

Borgonie,  iplik kurtlarının virtiözük dayanıklılığını kozmik bağlamda değerlendirerek  ,iplik kurtlarının  hayatta kalma özelliklerinin diğer gezegenlerde yaşamı etkileyebileceğine olan inancını dile getirerek  bunun güneş sistemimiz için iyi bir haber olabileceğini  belirtiyor.

Burada yer yüzünde insan nesli tükenmeye yöneliyor, insanlar küresel iklimi mahvediyorlar . Ancak eriyen kutuplarda az sayıdaki organizma  inanılmaz dayanıklılık ortaya koyuyor.

Bazı canlıların – kuşlardan kelebeklere hatta Afrika antilobuna kadar  –  uygun yaşam alanlarını bulmak için engin ve tehlikeli mesafeleri geçirerek hayatta kalmaları ekolojik bir müjdedir. Günümüzdeki  yeni keşifler, zaman içinde farklı tarzdaki  göçlerin ipucunu veriyor.

Dünya’nın buzlu saçaklarında uzun süre uykuya daldıktan sonra, yeni bir jeolojik çağda bakteri, yosun ve iplik kurtları uyanıyorlar. Ve bunun örnekleri için de şimdi yeryüzünde en uygun hava koşulları bulunmakta .

Kaynak  https://www.washingtonpost.com/science/ancient-life-awakens-amid-thawing-ice-caps-and-permafrost/2019/07/05/335281f8-7108-11e9-9f06-5fc2ee80027a_story.html?noredirect=on&utm_term=.f03ec84c105e

http://www.bizsiziz.com/earths-ancient-life-forms-are-awakening-after-40000-years-in-permafrost/

Çeviri: İbrahim Özkaraca

49 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
25 + 5 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.