Doğa ve İnsan Yaşamı İçin Arıların Armonik Marifetleri : apiterapi

arilar-bizsiziz

Doğa ve İnsan Yaşamı İçin Arıların Armonik Marifetleri : apiterapi

Günümüzde doğal olmayan o kadar çok şey var ki artık hepimiz doğal yollarla tedavi olma şekillerini arıyoruz. Bu konu ile ilgili karşıma çıkan bir tedavi şeklini sizlerle de paylaşmak istedim…

Bal arılarından insan sağlığı için çok önemli ürünler üretilmekte. Arının esas ürünü olan bala ek olarak son yıllarda önemi anlaşılan ve insan sağlığı için birçok ülkede kullanılan polen, arı sütü, propolis ve arı zehiri alternatif tıp alanında da büyük öneme sahip.

Arı ürünleri ile hastalıkların tedavi edilmesi yöntemlerine apiterapi denir. Bu yöntemlerin bilimsel olarak tartışıldığı uluslar arası düzeyde birçok kongre düzenlenmiştir.

Arı ve ürünlerinin tarihi insanlığın ilk devirlerine kadar uzanır. Başlangıç tarihi ile ilgili tahminler Fransa’da üçüncü devir tabakalarında bir ar

ı fosili ile başlamaktadır. İspanya’da 1919 yılında yapılan arkeolojik kazılar ve incelemelerde; Valensie şehrinde 15 bin yıl öncesine ait bir mağaranın duvarlarına çizilmiş petek ve bundan sızan bal resimleri bu tahmini ispatlamıştır.

Bala ait ilk tatmin edici vesikalar bundan üç-dört bin yıl öncesinde bulunmaktadır. Mısır’da firavun mezarlarında yapılan araştırmalarla, o yıllara ait bala rastlanmıştır. Bu ballar katılaşmış fakat tatlarını kaybetmemişlerdir. Hint, Mısır, Yunan, Roma ve Hitit medeniyetleri incelenirken arı ve bala dair değerli tarihi eserler bulunmuştur. Mısırlıların balı beslenme, dini ve tıbbi amaçlı kullandıkları görülmüştür. M.Ö 3000 yıllarında Mezopotamya’da yaşayan Sümeari-urunlerirler de balı bir ilaç gibi tedavi amaçlı kullanmışlardır.

Balın besin maddesi olması dışında çok önemli bir özelliği vardır; antimikrobiyal aktivitesi. Balın bu özelliği nedeniyle Hipokrat zamanından beri hastalıklarda tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Eski Mısırlılar cerrahi pansumanda, göz iltihaplarının tedavisinde; Çinliler ve Hintliler de çiçek hastalığının yayılmasını önlemede balı kullanmışlardır.

Orta çağda, yara ve yanıkların bal ile tedavi edildiği; kulak iltihabında kulağa balın akıtıldığı; difteri vakalarında çocukların ağız ve boğazlarına içten bal sürüldüğü görülmüştür. Tıbbi literatürde de İngiliz ve Amerikan hastanelerinde birinci sınıf mikrop öldürücü olarak bal kullanıldığından bahsedilmektedir.

Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı 1981yılında Dünya Sağlık Formu tarafından da önerilmiş olup Pharmaceutical Journal’da (Eczacılık Dergisi 1982) apse, çıban, göz yangıları, ishal, üriner sistem enfeksiyonları, dizanteri, deri ve ağız içi enfeksiyonlarına antimikrobiyal etkisinin olduğu rapor edilmiştir.

Bir diğer önemli arı ürünü de arı zehiridir. Arı zehiri; berrak, keskin, acımsı tada sahip, ekşimtrak kokulu ve asit reaksiyonu olan bir sıvıdır. Bir kolonide işçi arılar ve ana arı savunma silahları olan iğnelere sahiptir. Erkek arıların ise iğneleri yoktur.arilarin-hayati-degeri

İşçi arılar normalde ömürleri boyunca iğnelerini kullanabilirler. Ancak insan derisi kalın olduğu için iğnelerini batırdıklarında iğne deride kalır. Arılarda da iğne, sindirim sistemi ile bağlantılı olduğundan arı kaçarken iğne bağırsakları parçalar ve ölümüne sebep olur.

Arılar iğnelerini soktukları anda deri altına apitoksin isimli bir kimyasal bırakır. Bu ilk acının nedenidir. Arı iğnesinin sonradan acıtmasının nedeni ise melittin toksininin vücudumuza arı tarafından enjekte edilmesi ve bunun sonucunda bu toksine cevaben vücudumuzda üretilen histamin ve benzeri kimyasalların acıya, kaşıntıya sebep olmasıdır.

Arı zehiri kimyasal olarak çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Zehir biyokimyasal ve farmakolojik açıdan önemli aktif maddeler ihtiva etmektedir. Bunlardan en önemlileri, melittin hismamine hylouronidase, apamin, mast celle degranulation (MCD) peptidi ve pHospHolipase-A enzimleridir.

Arı zehirinin tedavi amaçlı kullanımına dair ilk yayınlar, 1864’te yapılmıştır. Günümüzde ise dünya literatüründe 1500’den fazla çalışmada arı zehirinin, klinikte sıkça rastlanılan otoimmün bozukluklar, epilepsi, migren, hipertansiyon, romatizma ve artrit gibi pek çok hastalığa karşı oluşturduğu güçlü etkiden söz edilmektedir. Ayrıca Amerika’da eczanelerde saf arı zehiri tablet olarak satılmakta ve oldukça ilgi görmektedir. Romanya, Polonya ve Japonya’da da apiterapi yapılmaktadır.

ABD’li bilim adamları tarafından yapılan bir araştırmada, arı zehrinde bulunan melittin’ in nanoparçacıklarla kaplandığında AIDS’e neden olan HIV virüsünü, sağlıklı hücrelere zarar vermeden tahrip ettiği de görülmüştür. Laboratuvar çalışmalarına göre bu madde nanoparçacıklarla birleştiğinde HIV virüsünün çeperinde delikler açıyor; ancak etraftaki diğer hücrelere zarar vermiyor. Melittin normalde insan hücrelerine zararlıdır; ancak tasarlanan parçacıkların yüzeyinde tampon diyebileceğimiz yapılar bulunduğundan zehiri hivtaşıyan parçacıkların sağlıklı hücrelerle doğrudan temasını engelliyor.

Arı zehiri tedavisi için bir arı cımbız ile kavanozdan veya kovandan alınır ve vücutta arı iğnesinin batırılacağı yerde tutulur. Arının iğnesi 10-15 dakika kadar vücutta bırakılır. Bir seansta batırılan iğne sayısı ve seansların sıklığı hastanın dayanıklılığına ve sağlık sorunun doğasına bağlı olarak değişir. Terapiyi uygulayan doktorlar ortalama olarak haftada bir veya iki iğne uygular. Bu terapiyi uygulayan doktorlar canlı arı kullanmaz. Bunun yerine arı zehri enjektör formundadır ve cildin altına enjekte edilir.

Arı zehirinin kimyasal yapısında tek tek incelenebilecek çok değerli bileşikler bulunmaktadır. Ancak bunları tek tek ele alırsam yazı epey uzayıp yorucu bir hal alacaktır. Detaylarını incelemek için burada ismi geçen bileşiklerden başlayarak araştırma yapabilir, diğer bileşikleri bularak da detaylandırabilirsiniz.

Son olarak arı zehiri dışında, arıların oluşturduğu hava ( apiair ) ile yapılan tedaviden bahsetmek istiyorum. Arı kovanının içerisinde bulunan bal, polen, propolis, arı sütü vb. karışımlardan oluşan hava ile bronşit, astım, alerjiler, kronik akciğer hastalıkları, enfeksiyonlara karşı hassasiyet, bağışıklık sistemini zayıflaması, solunum yolu enfeksiyonları, kronik baş ağrısı, migren, stres ve depresyon gibi hastalıklarda olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Özel bir solunum maskesi ile sıcak bir arı kovanındaki havanın teneffüs edilmesiyle uygulanan bu yöntem ile solunum yolu rahatsızlıkları için doğal bir tedavi gerçekleşmektedir.einstein1

Konu arılar olunca Einstein’ ı anmamak elbette olmaz. Einstein’ ın dediği gibi ‘Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür.’ Aslında bu araştırmayı yaparken Einstein’ ın tozlaşma ile besin üretimi dışında da birçok şeyi anlatmak istediğini fark ettim. Bizler için yaşam bir bütün. Temeldeki ihtiyaçlardan biri bile eksik kalsa anormallikler başlar. Arıların havada bu kadar etki yaratıyor olması dahi, yaşamda birçok hastalığın oluşmasına engel oluyor olabilir. Hastalıkların azalması demek de yaşam demek. Arıların her şeyinden birçok alanda faydalanıyoruz, özellikle de tıp alanında. Bir de apiair ile gördüğümüz üzere solunum sistemimiz için yani hava için ciddi faydası var. Bunları yani solunum ve mikrobiyal etkilerini ciddi anlamda düşündüğümüzde Einstein’ ın haklı olabileceğini bir kez daha görüyoruz.

Doğaya sağladıkları bu dengesel faydaları için, arılara bir kez daha teşekkürler…

Meral COŞKUN

Kaynakça : ncbincbisciencedailygidamuhendisievrimagacialternatifterapialikorkmaz, Bilim ve Teknik, Nisan/2013, sayfa : 4

Bir Cevap Yazın