Daha Güçlü Piller İçin Yeni Umut: Nükleer Batarya

Daha Güçlü Piller İçin Yeni Umut: Nükleer Batarya

Daha güçlü ve daha uzun ömürlü piller için yeni bir umut ışığı daha doğdu!

İnsanlığın şu an aradığı en büyük buluşlardan biri, sınırsız temiz enerji. Bu tür bir teknolojik atılım, uygarlığın gelişiminde çok büyük etkilere sahip olabilir ve bu yüzden de nükleer füzyon ve ilgili teknolojilere devasa yatırımlar yapılmakta.

Ancak şimdi, University of Bristol fizikçileri ve kimyagerleri tarafından yapılan açıklamaya göre, geliştirdikleri “nükleer batarya” küçük cihazlar için uzun süreli enerji sağlayabilmekte. Dahası, bunu yaparken nükleer atık problemine de çözüm bulunuyor.

Prototip batarya, radyoaktif bir alanın içerisine yerleştirildiğinde elektrik akımı üreten insan yapımı bir elması içermekte. Üniversitenin Interface Analysis Centre’dan Tom Scott’un söylediğine göre “bu bataryada herhangi bir hareketli parça bulunmuyor, herhangi bir salınım üretilmiyor ve bakım gerektirmiyor.”

Prototip, nikel-63 olarak adlandırılan bir izotopu radyasyon kaynağı olarak kullanmakta ancak ekip, karbon-14 kullanımı ile cihazın verimliliğinin arttırılabileceğini düşünmekte. Karbon-14, nükleer reaktörlerde kullanılan grafit bloklarında ortaya çıkmakta.

Üniversitenin kimya okulundan Neil Fox, karbon-14’ün kaynak malzemesi olarak seçilmesinin sebebinin, bu malzemenin kısa menzilli radyasyon yayması ve katı malzemeler tarafından bu radyasyonun kolaylıkla durdurabilmesi olduğunu söylemekte. Bunun anlamı çıplak ten ile temasta veya yutulduğunda bu malzemenin tehlikeli olması ancak elmasın içerisinde bulunduğu durumda radyasyonun dışarı kaçma ihtimali bulunmaması.

Birleşik Krallık, şu anda uzun süreli bir kurtulma planının bulunmadığı 95.000 ton grafit bloğuna sahip. Bristol araştırmacıları, karbon-14’ün bu bloklardan çıkartılması ile beraber radyoaktivitenin azalacağını ve bu blokları depolamanın da ucuzlayacağını belirtiyor.

Ekip, karbon-14 kullanılması durumda bataryanın enerjisinin yarıya düşmesi için 5730 yılın geçmesi gerekeceğini söylemekte. Bu da yaklaşık olarak insan uygarlığının var olduğu süreye denk…
Kaynak:Chıp

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: