Ay’ı Meydana Getiren Çarpışma Hayatın Yapı Taşlarını Oluşturmuş Olabilir

Dünya’nın ve Ay’ın oluşumu, daha önce düşündüğümüzden daha fazla birbirine bağlı olabilir. Science Advances’da Çarşamba günü yayınlanan yeni bir araştırma 4,4 Milyar yıl önce Dünya’ya çarpan ve Ay’ı oluşturan kozmik enkazın Dünya’da hayatın gelişmesi için en gerekli elementleri sağladığını öneriyor.

Bu yeni çalışmanın eş yazarı ve Rice Üniversitesi Dünya, Çevre ve Gezegen Bilimleri profesörü olan Rajdeep Dasgupta “insanlığın en büyük sorularından biri Evren’de yalnız olup olmadığımızdır” diyor. “Bildiğimiz hayatın oluşması için kritik öneme haiz kimyasal bileşimlerin olması gerekir”. Hidrojen ve oksijen en bariz elementlerdir, zira birlikte suyu meydana getirir. Fakat diğer zaruri elementler karbon, azot ve kükürttür.

“Bu elementlerin Dünya’da nasıl oluştuğu aslında tam olarak anlaşılamamıştır. Fakat önde gelen teori, Dünya formasyonunun hemen hemen tamamlandığında bunların Dünya’ya meteor ve kuyrukluyıldız çarpmaları ile geldiği şeklindedir”, diyor Dasgupta. “Fakat bu elementlerin Dünya genelindeki yoğunluklarının getirdiği çözülmemiş sorular dolayısıyla bu çarpışmaların zamanlaması ve kapsamı konusunda daima bir tartışma vardır.”

Dasgupta, “daha önce çarpan malzemenin gezegen ölçeğinde bir cisim değil, küçük, birbirinden farksız ilkel cisimler olduğu düşünülüyordu”, diyor. Fakat bir sorun vardı : Bu ilkel meteorlardaki karbonun (azot, hidrojen gibi) diğer elementlere oranı, Dünya’nın ölçülen çekirdek dışı (silikat dünya olarak da bilinir) malzemesinden daima daha düşüktür.

Ekip bu bilmece üzerinde düşündükçe yeni bir hipotez geliştirmeye başladı : Bu elementler Dünya’ya kükürt zengini bir çekirdeği olan gezegen ölçeğinde bir cisim tarafından getirilmiştir. Kükürt zengini bir çekirdekten büyüyen bir gezegenin jeo-kimyasal işlemleri, karbon ve azotun merkezden yüzeye doğru çıkmasını destekler. Bu, gezegen ölçeğinde bir cismin Dünya ile çarpışmasından sonra, neden gezegenimizin silikatı içinde daha büyük oranlarda karbon ve azot bıraktığını açıklayabilir.

Başka bir deyimle biz “Dünya’daki yaşam için gerekli olan elementleri açıklayabilen tek bir teslimat mekanizması mı var” sorusunu cevaplamaya çalışıyoruz.

Kükürt zengini gezegen çekirdeği formasyonunu yüksek basınç ve yüksek ısıda simüle eden laboratuvar deneyleri bu fikri desteklemektedir. Karbon ve azot konsantrasyonları, erimiş kükürt zengini metalik bir çekirdekte ayrışamayacak; fakat tersine gezegenin ilk oluşumundaki dış tabakalarında bulunan silikatlara doğru yürüyecektir.

Böyle bir gezegen, eğer çarparsa, bu uçucu malzemeyi Dünya’ya getirmek için mükemmel bir araç olacaktır. Ekip, Güneş Sistemi tarihi olarak bildiklerimizi taklit eden 1 milyar üzerinde bilgisayar simülasyonu yaptı. En muhtemel senaryo kükürt zengini çekirdeği olan (Mars büyüklüğüne benzer) bir gezegenin Dünya’ya çarpmış olması ve daha sonraları Dünya’da hayatın gelişmesine yardımcı olan Dünya silikatındaki karbon ve azot birikimlerini bırakmış olması.

Üstelik böyle bir çarpmanın ölçeği Ay’ı oluşturan çarpışma ile de esasta uyumlu olacaktır.

Dasgupta diyor ki “biz noktaları birleştirdik”. “Karbon, azot ve kükürtün önerdiğimiz gibi dev bir çarpma sonucu oluşması, aynı çarpmanın Ay’ı da meydana getirmesi son derece olasıdır.” Bu çarpışma aynı zamanda Dünya ve Ay’ın paylaştığı ortak geniş jeo-kimyasal benzerlikleri de açıklar.

Elbette, şu anda bu son teorinin doğru olup olmadığını ispatlayacak bir yol yok. Hepsi bu modeli destekleyen veya karşı çıkan jeo-kimyasal verilerin toplanması ile tespit edilecektir. Dasgupta, Ay’ı oluşturan çarpma ile ilgili bu araştırmanın Dünya’daki suyun kaynağı ile ilgisinin konu dışı olduğunu ekliyor ve bunun başlı başına ayrı bir araştırma alanı olacağını söylüyor. Karbon, azot ve kükürt Dünya’daki yaşama izin veren yapı taşlarından sadece birkaç tanesi olup suyun gizemi tamamen ayrı bir sorundur.

Mamaafih bu buluşlar Dünya’daki yaşamın kaynağına ışık tutsa da, daha heyecanlandırıcı çıkarımı dünyadışı yaşamın araştırması için taşıdığı anlamdır. Dasgupta, “yaşanabilirliği veya kimyasal uygunluğu bakımından kayasal bir gezegen en baştan yaşamı destekleyecek kimyasal elementleri bulundurmayabilir” diyor. “Diğer gezegen cisimlerinden dev çarpmalar alarak kompozisyonunu yaşam barındırmaya daha uygun hale getirebilir”.

Biz gittikçe daha çok yaşam potansiyeli olan (güneş sistemi dışı) exo-gezegen buldukça, hangilerinin yaşam barındırma olasılığının daha yüksek olduğunu ve üstünde durmamız gerektiğine karar vermemiz gerekecektir. Bu karar vermenin bir kısmı, yaşamın evrimini ateşleyecek gerekli elementleri yüzeyine bırakacak çarpışma geçmişini anlamamız noktasına gelebilir.

Ay’ın doğumuna yol açan aynı şiddetli felaketin milyarlarca yıl sonra dünya yaşamının temellerini sağlayacağını kim bilebilirdi ki.

Kaynak : https://medium.com/popular-science/the-collision-that-formed-the-moon-may-have-delivered-the-building-blocks-of-life-794e1544e15f

Yazan : Neel V. Patel

Çeviri : M.Mustafa Çiftçioğlu

 

188 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
3 + 5 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.