Arrival’dan Mesaj Var…

Arrival’dan Mesaj Var… Arrival’daki Bükümlü Uzaylı Dilinin Arkasındaki Bilim

Bilim-kurgu gerilim türü filmler genellikle Will Smith veya Tom Cruise gibi eli silahlı kahramanları yabancı işgalcileri def etmek için göndermektedir. Arrival bu açıdan tamamen, mükemmel bir şekilde farklı: Amy Adams tarafından canlandırılan bir dilci gönderiliyor.

“Dil” diyor bir karakter “bir çatışmada tasarlanan ilk silahtır.” Uzaylılara sorulan büyük soru şudur: dünyaya gelmekteki amacınız nedir?

Contact filminde, uzaylılar iletişim şifresini çözmek için kullanılmış olan Rosetta taşına benzer bir asal sayılar sistemi kullanmıştı; Close Encounters of the Third Kind filminde, muhtemelen titreşimli dizelerin galaksimizin diğer kısımlarında aynı harmoniye sahip olmasından dolayı geniş çaplı olarak oldukça yararlı olan beş adet müzik tonu kullanmışlardı. Arrival’ın uzaylıları anlaşılmayan inleme sesleri çıkarmaktadırlar.

Adams’ın canlandırdığı Louise Banks karakteri uzaylılarla iletişim kurmaya çalışırken onların doğrusal olmayan bir imla kullandıklarını öğrenir. Yazı dilleri daireseldir ve herhangi bir etkiye bağlı olmaksızın bir ilerleme görünmemektedir – uzaylılar için, zaman doğrusal değildir. Bu hiç de garip değildir. Dünya üzerinde bizler İngiliz kültürünü nasıl icra ediyorsak farklı zamanlara gebe olan kültürler de bulunmaktadır. Çince konuşanlar, zamanı soldan sağa olarak düşünen İngilizce konuşan kişilere karşın yukarıdan aşağıya doğru uzanan zaman düşünmek eğilimindedir.

Banks “Doğrusal olmayan imla kullanıyorlar” diyor. “Onlar aynı zamanda böyle mi düşünüyorlar?”
Bu bizim, bir dili düşünme eylemimizin şekillendirdiğini savunan Sapir-Whorf hipotezine mukaddimemizdir. 1940’larda Edward Sapir ve Benjamin Whorf, dünyayı nasıl deneyimlediğimiz ve nasıl algıladığımız hususunun bir dilin yapısını belirlediğini veya en azından onu etkisi altına aldığını ileri sürmüşlerdi. Teori çokça tartışılmıştır, fakat bazıları şimdilerde bu teoriyi desteklemektedir. Örneğin, Rusya’da mavinin farklı tonları için iki kelime vardır ve Rusça konuşanlar, tonlar arasındaki farkı ayırt etmede İngilizce konuşanlardan daha hızlıdırlar (PNAS, doi.org/bms49k). Kelimelerin beynin asal kısımlarını daha iyi çalıştırabildiği anlaşılmaktadır.

Bir diğer ismi Sapir-Whorf hipotezi olan dilsel göreceliğin bazı destekçileri dilin bilişsel yararlarının evrimi teşvik etmede yardımcı olduğunu düşünmektedirler. Bu durum insanlığın ve muhtemelen uzaylıların kaderi olup filmle ilişkisi onların dillerini anlamamız hususuna dayanmaktadır.

Macun burunlu maymunlarda dilin bu seçici gücünü ispat için bazı ipuçları bulunabilir. Bunlar Nijerya’da yaşayan sosyal ilişkileri güçlü maymunlardır ve iki basit uyarı çağrıları vardır: “pyow” yaklaşmakta olan bir leopar var anlamına gelmektedir ve “hack” yakınlarda bir kartal var demektir. Fakat ikisi birlikte ele alındığında “birlikte hareket edelim” anlamına gelmektedir. Emin olmak için çok basit; fakat dil, maymunların yapmayı başardıkları aynı heceden oluşturulan farklı anlamlar gerektirmektedir.
Film bu düşünceyi ele almakta ve bu düşünce üzerinden yürümektedir. Yeni bir dil öğreniyorsanız beyniniz yeniden şekillenir, anlattığımız şey tam da bu. Elbette, bu durum özellikle yabancı diller arasında değişim yaşan iki dil konuşanlarda meydana gelmektedir. Arrival filminde Banks’ın beyninin absürt bir şekilde yeniden oluşum geçirdiğini görüşyoruz.
Bu yeniden oluşum, Banks üzerinde derin bir kişisel etkiye sahiptir. Aslında, Arrival filmi uzaylı istilasından daha ziyade insan anlayışı, hafıza, aşk ve metanet ile daha çok ilgilidir.

Banks’ın kızı Hannah trajik bir şekilde nadir görülen bir hastalıktan dolayı ölmüştür. Filmin en başında Banks “Hayat hikâyeni anlatan günler vardır” der. Burada, filmin temalarından birinin ipucunu barındıran ve Ted Chiang’ın Story of Your Life adındaki filminin bir kesitine dayanan kısa bir öyküyü söz konusu ediyoruz: Hannah ismi bir palindrom ve bu sebeple hem geriye hem de ileriye doğru aynı şekilde okunuyor.

Interstellar, benzer hareketli duygusal tonunu elde etmişti; fakat bu film, insanlığın son şansı olarak hissedilen bir epik unsura sahipti. Arrival ile birlikte, çıta epey bir yükseliyor, fakat Amy Adams’ta mücadele ve gerilim sönük kalıyor. Adams samimiyet ve empati içeren bir performans sergiliyor, her ne kadar devasa, gizemli uzaylıları kendilerini hakimiyet altına almış olsa da.

arrival_the_grey-bizsiziz

Yönetmen Denis Villeneuve son zamanlarda Blade Runner’ın devam filmi üzerinde çalışmaktadır. Arrival’ın kanıt bekleye gerek yok: bu film sizi tesiri altına alıyor ve günlerce sizi final sahnesiyle günlerce düşünmeye sevk edecek.

Arrival BFI London Film Festival’da izleyiciyle buluştu.

Haber: Rowan Hooper

Kaynak:newscientist

Çeviren: Bünyamin TAN

17 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
10 + 13 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.